Birkac nefes daha almadan ölümden son kez hayata, akilli birakmayan parodilerin sanli kilicli yobazina, sonradan hemen efsane olmus yassi pansumanli güzellerine, nereden yadigar olmus bu son eller hususunda kararsiz dalyanlara, hassi mesru gayri sakin edalardan gecemeyen kavrulmus fistiklara, yorulmadan kaderinden durmadan yalvaran sarhos baykusa… Onlari yolda gördüm, sanirim. Üzüntümün kaynagi degillerdi ama gözyaslarim… Affetmediniz beni, yolladiniz kahir dolu yüreklerin sonsuzuna. Peki onlarla nasil karsilastim? Hatirliyorum o kar düsmeyen zorlu yamaclardan asagi cikislarimi, gün batarken ansizin ve ona düsüsümü. Olmadan henüz serin yeller damlardan yalpalamadan, denerken askimi tahammülsüz bakislarla. Hatirliyorum!
Yazılar yazı
İnanmadan gectik bakislara mezarlardan
ölmeye uyanmistik icimizde ki karanlikta
nazar olduk isiklara kalplerimizde sonsuz
öylesine kaptirmisiz ki yollara
uzaklara yalinlarin kucaginda sevdalara
söyler mi anamiz bütün gercegi
camasirdir günahlarimiz
neden yuvalarimiz dere kenarindadir
sönmeye nefeslerimiz ilgaz yagmurlarda
kanlaniriz kör gözlerle hayata
yabanciyizdir kendimize baktikca icimize
küfürlerimizdir olmayan zindanlarda asklarimiz
dünden raziyizdir ölmeye
yaltaklaniriz.
Yazılar hayat
Son kalesiydi karanligin
yobaz gecelerde
Dokunuslarin hoyrat ayirirken nefesini
Durdum cümleydi
sendi sacmaydi
verdim
Saklanmanin böylesini sevdim
sevistim
Isiklarin densizligi Istanbul
yorgun
Soluklarimiz acmaya görsün
Yalnizligimizi sogukta duysun günahlarimiz
Kustun kactim
nöbetlerimizi tuttun Saklanmaya gebe oldu saatlerimiz
Haykirmaya sigindi ayiplarimiz
Sustuk…
Sustuk!
Yazılar haykırış
Nefretin icinden dogmustu sahipsiz ask
Yosun tutmus ayaginda iskelenin kimbilir
Kesilmez ayaklari yalardi poyrazinda hangi
ucurtmasi yalazlandi…
Sorma ki nedenlerin hicbiri sanci degil su cimende
Arilar sahane deliklerinde oturmayi bilmez ayilar
Tam orta yerinde beyazin sinmisti kokusu ihanetin
Günesini saklamisti cenabetin yorganlar pireli
heybesi cilalandi…
Sofya nin sogani eski yobazliginda keramet ki
Yamulmus cemberleri sabahin tiklarken
Pörsümüs zaferini tutmus elinde eli dilinde
Dibi kurumus kahvesinin damaginda ki edebinde
meftasi soyuldu…
Şiirler sitem
Kendini onca insanın..sana değer veren onca insanın arasında..yalnız hissetmek büyük bir başarı olsa gerek.. peki ben nasıl başardım bunu..? daha dün mutlu aile tabloları çizerken..bugün anladım hayatın toz pembe olmadığını.. ve o tablolar artık siyah beyaz.. kalbimden gelip geçen onca insan..dostluklar..acılar..mutluluklar.. hepsini bir kenara bırakıp baştan başlamak istiyorum.. hiçbirşey olmamış gibi..hiçbirsey yaşanmamıs gibi.. okul bahçelerinde oyunlar oynayıp..nasıl bir dünyaya geldiklerinin farkında olmayan.. o sevimli ufak çocuklar gibi olmak istiyorum.. ve kıskanıyorum aslında.. hiçbirseyi anlamayan o insanları..veya anlamak istemeyen.. dün gece bir rüya gördüm..tuhaftı.. karanlık ve uzun bir yolda yürüyordum.. yol birtürlü bitmek bilmiyordu.. tam aklımı yitirdiğimi sanmıstımkı.. yolun sonuna vardım..ve koca bir hiçle karşı karşıya kaldım.. uyandım.. uyandım..ve oturup düsünmeye başladım.. bu rüyadan çıkarabildiğim tek anlam, hayatın boş olduğu.. en azından ben öyle anlamıstım.. şimdiyse daha iyi anlıyorum o geceki rüyamı.. hayatın inişleri ve çıkışları vardır.. zorlu ve bunalımlı bir dönemden geçersin.. bütün acıları tadarsın birer birer..tam aklını yitirdiğini zannedersin ki.. kabullenirsin içinde olduğun durumu..bütün dertler yok oluverir.. bembeyaz..çizilmeyi bekleyen bir tabloyla karşı karşıya kalırsın.. sen yasadıkça tablodaki resim belirlenir yavasça.. ama kendini hayatın akısına bırakma.. al eline kalemi .. ve resmin bazı yerleri ile oyna.. tabloda mutluluklar olsun.. ama acı eksik olmasın..mutlulukların degerini daha iyi anlayabilmek için.. renklerle oyna.. tablonun bir kısmı yine siyah beyaz olsun..iyi zamanların degerini unutmamak için.. sevgi ve ask..gelip geçici..ve bir ömür boyu seninle olan dostluklar olsun.. ve yolu tamamen kaybettiğin zamanlar için.. çizebilecegin yeni bir tabloya yer olsun..
Yazılar duygu, insan, öğüt
Ukala ama ukala oldugunun farkinda olmayan geri zekalilar, icgudulerine tapanlar, kendisine yapilan her hareketi yavsama sanan aptal karilar, dogada erkekler cinsel atilim yapiyo diye ve hatunlar böyle yapıyor diye canavarlasip her kariya cinsel obje olarak bakan insan potansiyeli olan hayvan erkekler, erkeklerin atilim yapma dogasini somuren hatunlar, ataerkil toplumda yetisip statü sahibi erkeklere yapisan ve boylece kendi yasam guvenligini sagladigini sanan hatunlar, cinsellik kokenli iliskilerini strateji oyununa ceviren ciftler, potansiyelinin pesinden kosmamis ve kendini rahat hisseden mallar, potansiyeli yerine parayi secen orospu ruhlular ve icgudu tanrisina tapan ve icguduler tanrisinin huzuru bana yeter diyen cakallar, dogum ve ölüm arasindaki sureci sona indirgeyenler, madem ki ölcez o halde cok sex yapalim cok yiyelim konfor icin milleti somureyim diyen moronlar, ailesine tapanlar ve ailesinin onlara ogrettigi profesyonel yasama tapanlar, sonsuzlugu ve bilgiyi kendilerine indirgeyenler, ciftlesme gudusuyle seni seviyorum sana asigim diyen cikar iliskilerini gercek sevgi haline getirerek kendini kandiranlar, samimiyet kavramini sicak tavirlar olarak lanse eden ve bunu yerine sevgiyi ask gibi lanse eden Hristiyan papazlar ve rahipler, bilgi ezberleyen ama bi bok anlamayan ve her ortam da bilge tavirlariyla sahte asmis suratiyla ortalikta dolasan denyolar, icgudu tatmini ve sorumluluktan kacmak icin sinsi, hirsli, ve aptal rollerine yatan piçler, ego tatmini icin alttan is ceviren sahte dostlar vs…
Diğer kriz
Hiç bir yerinde yok asaletin ibresi…
Sessinde kımaşmasında tensel bir büyünün atlasan ilibas ve kuytu bakışlı mavi gözleri…
Sanki hepimize bütün şiirleri hâlâ fısıldayan bir eski büyük şairmiş gibi…
aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından…
Hiç bir yerde yok asaletin ibresi…
Bir adamın yüzünde yada yalana çok benzeyen bir doğru sözünde belki…
Saçlarının çevreminde ıslak bir beyaz kadının yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında ve kokusunda çiçeklerinin kanır eşin…
Elbet şiir olacak şairin tesellisi ve en kötüsü bile işe yarayacak aşklaşmaların…
Yazana değilse bile okuyana faydalı…
Bak aynı başına gelmiş adamın benim başima gelen o da üzülmüş aynı benim gibi benimki daha acıklı değil onunkinden fiyakalı değil onun acısı benimkinden…
Sade güzel olan kelimeler….sade kelimeler….kelimeler…
Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya…
Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkın aşık olmadık…
Bir elim sana uzanır öteki berikinin zaten elinde…
Bırak yoluma gideyim bildiğimce…
Yabancısı olduğum birsey değil yabancılar…
Baktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer… erkekler…..
Eğer bir söz bir ses bekliyorsan bu adamdan…
İçinde hiç göndermek isteği bulunmayan bir ‘git’… lazımsa eğer…
İşte orda duruyor… ağzinin bir yerinde…
Almak istermisin dilini sokup aklımı…
Sana ait olan herşeyi bir nefeste…
Bir göz yumma anında…
Bir soğuk telefon konuşmasında…
Geri alabilirmisin…
Seni benden geri alabilirmisin…
Kovabilirmisin beni senden…
Sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilirmisin….
Şiirler şiir
Neden hep susmalara teslim yüreğim…. Ne kadar oldu bir tende özlenmeyi hissetmeyeli, ne kadar oldu özel bir geceyi düşlemeyeli… Ben de unuttum artık.. Boğuluyorum özlemlerin girdabında… Yürüyorum yollar boyu… Aradığım, belki de sana ait bir şeyler.. Seni arıyorum, eksilen ruhuma yama olsun diye.. Siyaha çalan silinmişliklerin üstüne biraz mavi tonunu katabilmek için.. Günü geceye bağlayan akşamlarda ben daha bir yalnızım artık…
Biliyorum ki sende en az benim kadar yalnızsın… Elimden gelen pek bir şey yok şimdilik, yalnızca satırlarım var.. Gözlerini bile göremediğim gibi, o tutku dolu yüreğe ait sesi bile özler oldum. Biliyorum ki sevgilerin tümünü hak ediyorsun. Bu nedenle seni incitmekten çekindiğim ve sana layık olan doğru cümleleri kurmak için bütün sözcüklerimi tartarak oluşturuyorum… Ne mutlu sana dokunup sesini duyanlara, seni, yüreğini tanımadan yanında gezenlere, hepsi sana çok yakın ama hiç biri hasret değil benim kadar kokuna.
Susuyorum, boğazım yırtılacasına bağırmak istiyorum ama susuyorum. Korkuyorum, yüreğimi sana ihbar etmekten korkuyorum… İhanete hazırdır bedenim alışamadım kendi günahlarıma. Bakarken gecenin karanlığında gökyüzüne, suretini çiziyor kayan yıldızlar, susuyorum ve yalnızlığıma yanılgılarımı eklemeye devam ediyorum. Bu kente sığmıyor artık ne ben nede bendeki sen. Cevaplanmamış bir çok soru var şimdi bende, hüzünün gölgesinde geçen saniyeler ile yaşadığım… Read more…
Kişisel, Yazılar hatred, kül